AnasayfaKapı*GaleriTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Auburn
Çevirmen
Çevirmen
avatar

İsim : Damla
Mesaj Sayısı : 1997
Yaş : 18
Nerden : Hogwarts
Kayıt tarihi : 02/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Rep Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Perş. Mart 14, 2013 2:17 pm

Yazar Açıklaması:
 


fall in love?
Öyle ya da Böyle!

*bölüm farklı, ama link aynıysa bölümler aynı sayfadadır. Yanlışlık yok.
1. Bölüm / Karakter Resimleri  
2. Bölüm
3. Bölüm


En son Auburn tarafından Salı Haz. 18, 2013 7:05 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Unbroken.
FOUR
FOUR
avatar

Mesaj Sayısı : 4236
Kayıt tarihi : 17/06/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
1200/5000  (1200/5000)
Rep Seviyesi:
535/5000  (535/5000)
Uyarı Seviyesi: 0

MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Perş. Mart 14, 2013 2:51 pm

DEVAAAAAAAAAAAAAAAM BEKLİYOROM AŞQISI :kalp:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://twitter.com/bayanodair
seymaalan
Yazar
Yazar
avatar

İsim : Şeyma
Mesaj Sayısı : 1402
Yaş : 17
Nerden : Nevşehir
Kayıt tarihi : 09/08/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/0  (0/0)
Rep Seviyesi:
0/0  (0/0)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Perş. Mart 14, 2013 5:47 pm

Merak ettim bekliyorumm <3
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
StylesFan.
Moderatör
Moderatör
avatar

İsim : Zeynep N.
Mesaj Sayısı : 2011
Yaş : 16
Nerden : İstanbul .
Kayıt tarihi : 23/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/5000  (0/5000)
Rep Seviyesi:
562/5000  (562/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Perş. Mart 14, 2013 6:19 pm

Dark zaten müthiş bi' şey abi :D . Bende hafta sonu çevirmeye çalışacağım :D . SENİNKİNİDE ÇOK MERAK ETTİM HANİ ^^ . Çok güzel yazıyon ayrıca sen . Senin yazdığın herşey bana çakzel geliyor :D . BEKLİYOM BEKLİYOM .



Run you Clever Boy and remember me .
11th & Clara:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chelsea
Yazar
Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 4623
Nerden : Detroit
Kayıt tarihi : 03/05/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/0  (0/0)
Rep Seviyesi:
125/5000  (125/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Perş. Mart 14, 2013 6:38 pm

Ben de varım!


hi, beautiful smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mathersismylife.tumblr.com/
Auburn
Çevirmen
Çevirmen
avatar

İsim : Damla
Mesaj Sayısı : 1997
Yaş : 18
Nerden : Hogwarts
Kayıt tarihi : 02/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Rep Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Perş. Mart 14, 2013 7:20 pm

Savannah:
 


Harry:
 


Bu devasa okulda kaybolmamak için Alexa'nın dibinden ayrılmıyordum. Burada ilk haftamı yarın dolduracaktım. Londra'da yani. Amerika'dan buraya gelmek benim için biraz kötüydü, bilirsiniz, orada çok iyi arkadaşlarım vardı. Ayrıca %98'iyle aksanımız aynıydı. Burada ise tam tersi. İngilizce çok farklı. Kibar gibi. Her neyse. En son okuldan bahsediyordum, bu akademi denilen yer acayipti. Sanat akademisi ve herkesin elinde müzikle, resimle ve bir çok el sanatıyla ilgili şeyler var. Tıpkı öğrencileri gibi, bina da onlarca sanat işiyle donatılmış. Kafamı kaldırmış, tavandaki yaldızlı işlemelere bakıyorken Alexa benidürttü.
"Önüne bak seni aptal. Şimdi birine çarpacağız. Burası çok kalabalık." Başımı indirmemle birlikte aniden bir şeye çarptım. Birine.
"Ah pardon." özür dileyip siyahi kızın yanından geçip gittim. "Burası neden böyle?" diye sordum gözümün önüne gelen uzun saçlarımın bir tutamını kulağımın arkasına tıkıştırırken.
"Çünkü şu dört büyük sınıfta aynı anda aynı dersler işleniyor. İki sınıf birinciler, iki sınıf üçüncüler. Karışık." Kaşlarımı kaldırıp anlamamış gibi etrafıma bakındım. Burası göz kamaştırıcı olduğu kadar karışıktı da. Üniversitede ilk haftam birkaç gün sonra bitecekti ve ben başından ısınamamıştım.
-
Alexa heyecanla dudaklarını yalayıp bana döndü. Gözlerinin içi parlıyor, büyük bir çığlık atmamak için kendini zor tutuyor gibiydi.
"Ne?" sırıttım.
"Bil bakalım bu haftaki derste kiminle aynı sınıftayız?"
"Nereden bileyim ben Alex? Burada sen, senin ailen ve geveze akademi bekçisi Henry'den başka kimseyi tanımıyorum." Henry derken gözlerimi devirmiştim çünkü adam fazla konuşkandı. Herkesle muhabbeti kuruyor ve kapanışı iğrenç bir espriyle yapıyordu.
"Harry. Styles!" dedi heyecanlı bir şekilde yerinde minicik zıplayarak.
"O kim?"
"Of susta içeri girelim, görünce gösteririm." Beni bileğimden tuttuğu gibi salonun içine çekti. Gözleri hemen kısa çaplı bir tarama yaptı. "Ah gelmemiş. Umarım bu hafta gelir. Bir önceki ders gelmedi." Hafta boyu maksimum onbir'e çıkan ders sayısının hepsinde ben yoktum. En azından bu dersin birincisinde. Birinci sınıflardan resim ya da mimarlık seçenler bu dersi almak zorundaydı. Ve bu ilk haftaydı. Okulun ilk haftası.
-
"Aman Tanrııım!" Biri beni kurtarabilir mi lütfen! Küçüklüğümden beri tanıdığım en yakın arkadaşımla beş sene gibi uzun bir süre zarfından sonra ilk günlerimizi geçiriyoruz ve o benimle konuşmak yerine sürekli salonun kapısına bakıyor! "Geldi! Tanrım. Geldi!" Sonunda şu Harry'yi görebilecektim heralde. ÇEvremdeki birkaç kız onu konuşuyordu ve ben kendisi hakkında çok şey öğrenmiştim; lise sonlar bile onunla çıkmak istiyordu, yirmi yaşındaydı, kıvırcık saçları ve upuzun bir boyu vardı. Ben de kafamı Alexa'nın baktığı yöne çevirdim. Gerçekten de az önce bahsettiğim tüm nitelikleri taşıyor gibi görünen biri sessizce sınıfın kapısını kapatıp sıvışmaya çalıştı. Ama hoca ona dik bir bakış atınca durmak zorunda kaldı.
"Harry Styles. Arkalara değil genç adam, şuraya lütfen." bize doğrultulan parmağı gördüğünde Alexa'nın boğazından tuhaf bir ses yükseldi. Sanırım insan dışı bir sesle, insan dışı bir şekilde sevindiğini belirtmek istiyordu. Susması için ayağına bastım. Harry'yi buradaki öğretmenler bile tanıyorsa aynı zamanda başarılı olmalıydı. Dağınık dizilmiş bir sürü sırayı aştı ve karşımıza oturdu. Koca sınıf artan fısıltılarla işine devam etmeye başladı.
-
Hesap makinem ve hesap yaptığım kağıtlar bir tarafta, önümde kocaman bir kağıt, ve bir diğer tarafta da çizmem gereken ev modelinin özellikleriyle boğuşuyordum. Yanımda Alexa hesaplarını yapıp hemen çiziyor, arada siliyor düzeltiyor ve devam ediyordu. Tam karşımda da arada kafasını kaldırıp bana baktığını hiç zorlanmadan fark ettiğim bukleli çocuk vardı. Tüm yaz bu dersten kalmamak için özel kurslara gitmiştim ama benim tek yaptığım sadece silmekti.
"Of..." sessizce söylenip kollarımı bıkkınca masanın altından sallandırıp kafamı yan bir şekilde yasladım. Gözümün hemen önünde silgi çöpleri vardı. Bir süre onları izledim ve sonra tekrar doğrulup kalemi elime aldım.
-
OL-MU-YOR. İki sorumlu sınıfta dolaşıyor ama o kadar kalabalığız ki çoğu birinci sınıf gibi yardım için bana bir öğretmen gelmedi.
"Yanlış yapıyorsun." dedi bir erkek sesi. Benim kağıdımı kendi önüne çekip kalemiyle uğraşmaya başladı. Kağıda ve yaptığım hesaplara öyle dikkatli bakıyordu ki, alnına düşen ve muhtemelen onu rahatsız eden buklesini umursamadı. "Hesaplarında pek bir yanlışlık yok. Kalem tutmayı bildiğinden emin misin?"
"Bunu hakaret kabul ederim." dedim hiç beklemeden. Herkes tarafından konuşulması onda bir hava yaratmış olmalıydı. Alexa'nın bize kulak kabarttığını hissedebiliyordum.
"Nasıl istiyorsan öyle anla. Ev çizerken milimlik bir hata ilk depremde yıkılmaya neden olur. Ve sen şurayı cetvelin olduğu halde," silgiyi eline alıp kağıda zarar vermeden, büyük elleriyle sabitleyip sildi. "eğik çizmekte ısrar ediyorsun."
O benim kağıdımla uğraşırken omuzlarımı silkip yeni bir kağıt aldım ve onu çizmeye başladım. Ben iyi çizerim tamam mı? Kimse bunun için beni kötü eleştiremez. işini kesip bana baktı. Görüş alanımdan onu görebiliyordum.
"Ne yapıyorsun sen?" diye sordu kızmış gibi.
"Çizebildiğimi gösteriyorum. Şimdi hala yardım etmek istiyorsan işimi bitir." Kıkırdayıp önüne eğildi.
"Ne?"
"Genelde kızlar bana emir vermez"
"Çok belli." duraksayıp bir süre boş boş kağıda baktı. Sonra omzunu silkip işine devam etti.

Arada başımı kaldırıp ona bakıyor, sonra kağıda aktarıyordum. Dersin bitmesine yakın kelemi bırakıp yorgunca arkama yaslandım. Özellikle saçları, o kadar karışık bukleyi çizmek zor olmuştu. Bir an sonra o da aynısını yaptı.
"Bir derste iki çizim. Bunu daha önce yapmamıştım." Onu umursamayıp etrafıma bakındım. Birkaç kişi çıkıp gitmişti, birkaç kişi de kağıtlarının üzerine salyasını akıtmakla meşguldü. Tekrar önüme döndüm. Ona bakmaya başladım. Kaşları çatık bir şekilde telefonunun ekranını inceliyordu. Aniden, arkasındaki ve yanındakileri sıçratacak şekilde ayağı kalkıp sınıftan sinirlice çıktı.
"Ne oldu?" diye sordum Alexa'ya.
"Kızlarından birine bulaşmışlardır."


İlk bölüm böyleydi. Umarım beğenirsiniz :)
Ayrıca bazen böyle yabancı ülkelerde kullanılan söz kültürü yansıyacak buraya.
Eğer anlamazsanız sorun çünkü yazdığım şeyin anlaşılmasını istiyorum doğal olarak.
Kızları derken ne kastettiğim şey doğru anlattım umarım :)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hazel
Yönetici
Yönetici
avatar

İsim : Bensu
Mesaj Sayısı : 4683
Yaş : 18
Nerden : Holmes Chapel
Kayıt tarihi : 14/05/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
4000/5000  (4000/5000)
Rep Seviyesi:
3000/5000  (3000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Cuma Mart 15, 2013 2:58 pm

Çok hoşuma gitti,çok güzelli
dvm pls


Hey Angel,
tell me do you ever try to come
to the other side?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reason&.
Kurucu
Kurucu
avatar

İsim : Setenay
Mesaj Sayısı : 6481
Yaş : 20
Nerden : Aydın
Kayıt tarihi : 22/02/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
5000/5000  (5000/5000)
Rep Seviyesi:
5000/5000  (5000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Cuma Mart 15, 2013 8:05 pm

Dark'ı ben bilmiyorum ya! Nasıl ya merak ettim onu bak!!
Savannah çok tatlı bir kız, Ah Harry'i söylememe gerek yok :')
OHA HARRY ÇOK HAVALI, HARİKA, VUHU!
Ay ben bunu çok beğendim lan, çok eğlenceli geldi.
Kesinlikle devam et yoksa mıncırırım.


 
I'm seeing the pain, seeing the pleasure.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://onedirectionfan.fforum.biz/
StylesFan.
Moderatör
Moderatör
avatar

İsim : Zeynep N.
Mesaj Sayısı : 2011
Yaş : 16
Nerden : İstanbul .
Kayıt tarihi : 23/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/5000  (0/5000)
Rep Seviyesi:
562/5000  (562/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Cuma Mart 15, 2013 8:12 pm

Vuhu vuhu vuhuuuu :D . Abi çok ekşınlı böyle . Hoşuma gaçtı :D . Eline sağlık ^^ .



Run you Clever Boy and remember me .
11th & Clara:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Auburn
Çevirmen
Çevirmen
avatar

İsim : Damla
Mesaj Sayısı : 1997
Yaş : 18
Nerden : Hogwarts
Kayıt tarihi : 02/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Rep Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   C.tesi Mart 16, 2013 1:46 pm

http://www.youtube.com/watch?v=tc6sHMgZ0yg

Yanaklarımı şişirip odamın kapısını hızla açtım ve köşede duran kapalı koliden çıkarmadığım çantalarımı karıştırmaya başladım. Annem burada sosyal ve atılgan biri olmam için her şeyi yapıyordu. Benden habersiz -hem de üniversiteli bir genç olmama rağmen- dans kursuna yazdırılmıştım. Londra'da birinci ayım dolmak üzereydi ama bence annemin hayal ettiği kadar geniş bir arkadaş çevresi için daha çok erkendi. Nike sporcu bavulumu alıp içine yırtık modelli bir kot ve krem renginde salaş bir kazak koydum. Saçlarım için siyah bir lastiği bileğime geçirip aynanın karşısına geçtim. Altımda siyah taytım, üzerimde de sweet tişörtümle (karakter tanıtımındaki birinci fotoğrafta giydiği gri sweet) fena sayılmazdım.

"Yine mi içine atlet giymedin Savannah? Eğilince tüm belin açıkta." diye söylendi annem.
"Anne ben çocuk değilim, sayende orada terleyeceğim zaten. Atlete gerek yok."
"Burası Amerika değil, şu soğuğa bak." Onu umursamayıp ayakkabıma sonuncu düğümü attım ve kapıyı arkamdan kapatıp dışarı çıktım.
Otobüsle gitmek istemiyordu canım, yürümek ve bu soğuk havayı içime çekmek beni ayıltıyordu. Sonunda adresteki yere geldiğimde binayı inceledim. Burası çinli nüfusun yaşadığı bir yerlerdeydi. Her yerde Çin kültürüne ait binalar ve kırmızıya boyanmış bir çok bina vardı. Tıpkı bunun gibi. Üzerinde Dans/Dövüş Sanatları yazan koca bir tabela vardı. Kıkırdayıp merdivenleri tırmanmaya başladım. Annem beni böyle bir yere yazdırdığını bilse küçük çaplı bir kalp krizi geçirirdi herhalde. Arka sokaklarda, çoğunluğun Çince konuştuğu yerde ve her an yıkılacakmış gibi duran bu bina ona ve güvenli-prensiplerine tamamen aykırıydı. Ayrıca bu tabelayı kim koyduysa dövüş ve dansın başlı başına bir sanat olmadığını bilmesi lazımdı.
--
Tamamen yanılmışım millet. İçerisi o kadar güzel ki anlatamam. Her şey gayet beyaz ve üç katlı geniş binanın iki katı stüdyolarla, en üst katı da ofislerle kaplı. Gerçekten lüks gibi duruyor. Yani neredeyse.
Aynaların önüne monte edilmiş demirlere yaslanmak için geri gittiğimde neredeyse düşüyordum. Çünkü kalın olduğu kadar bi o kadar hafif silindir demir kırılmıştı. Panikledim, daha tam olarak yaslanmamıştım bile.
"Ah korkma, o her zaman yerinden çıkıyor." Kaslı gövdesinin üzerine lacivert bir atlet geçiren sarışın çocuk düşen demiri alıp tekrar yerine taktı. "İşte oldu. Kırık değil." Rahatlamanın verdiği etkiyle gülümsedim.
"David. Ya sen?" bana uzattığı elini sıktım.
"Savannah."
"Memnun oldum."
"Ben de öyle."
Buralarda yeni olup olmadığımı falan sordu. İyi birine benziyordu. Rahatlatıcı gülümsemesi insanı onun masum olduğu gerçeğine zorluyordu. Mavi gözleri de sanki daha önce hiç yalan söylememiş gibi oldukça açık bir renkteydi.
-
Dans bittikten sonra, David'in beni evime bırakma teklifini geri çevirmedim. Ciddi anlamda yorulmuştum.
"Tamam, aşağıda buluşalım." dedim ayrılırken. Üstüme değişmem gerekti. Birinci kata inip soyunma odalarına ulaştım. Ben girerken, içerideki son kişi de dışarı çıktı. Geniş odanın içinde sadece tavana asılmış bir sürü perde vardı. İstediğini çekip arkasında giyinebiliyordun. Acelem olduğundan perdelerle hiç uğraşmadım. Zaten içeride kimse yoktu ve kapı da kapalıydı. Taytımı sıyırıp çantama eğildim ve kotumu çıkarıp giymeye başladım. Giyinirken gözüme bir şey takıldı. İleride, odanın sonundaki perdenin ardında duvar olduğunu sanıyordum. Perdenin üzerinde "Erkekler." yazıyordu. Tamam, onların giyinme odasıydı ama perde kıpırdadı. Hemen sweetimi çıkarıp bluzumu giydim.
"Kim var orada?" diye seslendim. Tek duyduğum ayak sesleri oldu.
Tamam, David'i bekletmek istemiyordum hoş bir çocuktu ama perdenin arkasında duvar var mı yok mu bilmessem rahat edemezdim. Gidip açtım. Açmamla birlikte ağzım da şaşkınlıkla açıldı. Bir bu oda kadar daha, arkada vardı ve ileride kıvırcık saçlı biri tişörtünü daha yeni sıyırmıştı. Kornişlerin sesiyle arkasını dönüp bana baktı.
"Ah pardon, ben.. Şey...Ben... burada duvar falan var sanıyordum." Hemen perdeyi kapatıp kendimi tokatlamamak için hızlı hızlı odadan çıkmaya başladım. Kahkahası duyuldu. Onun kahkahası. Harry Styles'ın her durumda atmaktan çekinmediği kahkahası. Kıvırcık saçlar, herkesin ağzından düşmeyen kelebek dövmesi... Az önce Harry Styles'ı görmüştüm. Yoksa beni gören de o muydu? Neden birisi olup olmadığını sorduğumda cevap vermemişti?
--
"Üzgünüm geç kaldım." Dedim merdivenleri inerken David'e seslenerek. Gülümsedi.
"Önemi yok."
Ben ve o, arabasına binmek üzereyken biri adımı seslendi.
"Sav!" B adımın kısaltmasıydı. Arkamı dönüp baktım. Harry buraya doğru yürüyordu. Bana bakarak. O seslenmiş olamazdı değil mi? Kafamı tekrar David'e çevirdim. Bana soru sorar gibi bakıyordu ve benim halim de ondan aşağı kalır değildi.
"Telefonunu kullanabilir miyim diye soracaktım. Bir şey halletmem gerekiyor da."
"Ta-tabi." dedim şaşkınlıkla. Kafamı çantama eğdim, yüzümün önüne düşüp beni kapatan saçlarıma şükrediyordum. Çünkü az önce beni çıplak gördüğünü tahmin ettiğim insan şimdi sırıtarak bana bakıyordu. "İşte." dedim telefonumu ona uzatıp. Saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdım. Bana baktı ve sonra tekrar telefona.
Görüşme yapacağını sanıyordum. Oysaki tek yaptığı parmaklarını dokunmatik ekran üzerinde gezdirip bana geri vermek oldu.
"Teşekkürler." Hala sırıtıyordu. Uzattığı telefona birkaç damla damlarken onu aldım. Yağmur başlıyordu.
"Rica ederim." David ve ben, o gidince arabaya girdik.
"Onu tanıyor musun?"
"Adımı nereden biliyor onu bile bilmiyorum. Neden sordun?" dedim şaşkınlıkla.
"Senin gibi kızlar ondan nefret eder de ondan." Şu Harry işi artık oldukça büyümüştü. Herkes onu tanıyor gibiydi. Ve kimse hakkında iyi bir şeyler söylemiyordu.
"Nefret edilecek biri mi?"
"Adını hiç duymadın mı sahiden?" David şaşırmıştı.
"Buraya yeni taşındığımı sana söyledim."
"O tehlikeli biri. Serseri olduğunu herkes bilir." O konuşurken telefonumu elimde evirip çeviriyordum. Tuş kilidini açtım. Rehber/Yeni kimlik oluştur'da kalmıştı. En son biri eklenmişti. Numarayı bilmiyordum ama ismi "SahibimH"ydi. Sahibim. H. Kötü çocuk derken bunu kastediyorlardı demek. Sinirle tuş kilidini tekrar kapattım. Nasıl bu kadar arsız olabilirdi? "Harem'i varmış diyorlar." işte buna iyi bir kahkaha attım.
"Harem? Osmanlı değil mi? Padişahların eşlerinin durduğu yer?" hala gülüyordum.
"Öyle olmadığını biliyorsun. Birden çok kızla takılıyor yani. Hiçbiri de ses çıkarmıyor. Harem, arkadaşlarının yaptığı bir espri."
--
Akşam yemeğinde sonra ekonomiye çalışacağımı söyleyip odama çıktım. Lanet mimarlar için almak zorunda olduğumuz bir başka ders daha. Ama tabii ki çalışmadım. Harry konusuna kafayı takmıştım. Sinirliydim de. Kimse bana sahip değildi. Ben kimsenin olamazdım.
"Sahibim mi?" yazıp mesaj attım. Şu birinci ve üçüncü sınıfların aynı anda gördüğü derste sinir edici kesintisiz bakışlarını bırakması gerekiyordu. Onunla adamakıllı konuşmalıydım.
"Sana da merhaba Sav."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
seymaalan
Yazar
Yazar
avatar

İsim : Şeyma
Mesaj Sayısı : 1402
Yaş : 17
Nerden : Nevşehir
Kayıt tarihi : 09/08/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/0  (0/0)
Rep Seviyesi:
0/0  (0/0)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   C.tesi Mart 16, 2013 2:35 pm

OHAAAAA :O
Ay anam harika salya:
Kötü çocuk Harry :sırıtankız:
Karşılaşmaları falan :DD
Of yerim<3
En yakın zamanda devam
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hazel
Yönetici
Yönetici
avatar

İsim : Bensu
Mesaj Sayısı : 4683
Yaş : 18
Nerden : Holmes Chapel
Kayıt tarihi : 14/05/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
4000/5000  (4000/5000)
Rep Seviyesi:
3000/5000  (3000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   C.tesi Mart 16, 2013 8:25 pm

Çokzelli olmuş
Merakçıyımss <33


Hey Angel,
tell me do you ever try to come
to the other side?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
harrylove
Gotta Be You
Gotta Be You
avatar

İsim : Selin
Mesaj Sayısı : 790
Nerden : İzmir
Kayıt tarihi : 06/05/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/0  (0/0)
Rep Seviyesi:
0/0  (0/0)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Paz Mart 17, 2013 10:04 am

Damla daha yeni okudum süper olmuş hemen devam et tatlım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
StylesFan.
Moderatör
Moderatör
avatar

İsim : Zeynep N.
Mesaj Sayısı : 2011
Yaş : 16
Nerden : İstanbul .
Kayıt tarihi : 23/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/5000  (0/5000)
Rep Seviyesi:
562/5000  (562/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Paz Mart 17, 2013 11:30 am

Ay Dark'ta ki gibi aynı hihiih :D . Ama kötü anlamda demiyorum . Böyle deneye deneye yazman çok iyi .Ya sen nasıl bu kadar güzel yazıyorsun cidden . NASIL ? ALLAH'IM, ELLERİNE SAĞLIK !



Run you Clever Boy and remember me .
11th & Clara:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chelsea
Yazar
Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 4623
Nerden : Detroit
Kayıt tarihi : 03/05/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/0  (0/0)
Rep Seviyesi:
125/5000  (125/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Salı Mart 19, 2013 12:06 pm

OHA, YORUM YAPMAMIŞIM!
Harika yazdığını ve özgün yazdığını söylememe gerek yok sanırım? Her hikayende bunu bağırmaktan bıktım! Bu hikayen de müthiş olmuş kankam, harika bi yazış stilin var. Ayrıca rolleri çok sevdim! Devam!


hi, beautiful smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mathersismylife.tumblr.com/
Reason&.
Kurucu
Kurucu
avatar

İsim : Setenay
Mesaj Sayısı : 6481
Yaş : 20
Nerden : Aydın
Kayıt tarihi : 22/02/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
5000/5000  (5000/5000)
Rep Seviyesi:
5000/5000  (5000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Perş. Mart 21, 2013 12:50 pm

Olm lan harika, mükemmel yazmışsın! Devam et olm harika ya ölüyorum sdfghj
Kötü çocuk Harry popi Harry terbiyesis Heri sdfghjkl devam et aşkım
OLM BANA DARK'I ATIN YA!!!!!


 
I'm seeing the pain, seeing the pleasure.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://onedirectionfan.fforum.biz/
eowyn.
Moderatör
Moderatör
avatar

İsim : Duygu
Mesaj Sayısı : 2989
Yaş : 20
Nerden : Seoul
Kayıt tarihi : 10/02/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
2050/5000  (2050/5000)
Rep Seviyesi:
2500/5000  (2500/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Cuma Mart 22, 2013 2:25 pm

Olm lan ya mükemmel!
Ehe şu Savannah youtube'a sevgilisiyle video yükleyen kız değil mi la?
Devam et bebek, çaksel ehe k5


baby don't cry, 제발 망설이지는 말아 줘


ma bois:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Auburn
Çevirmen
Çevirmen
avatar

İsim : Damla
Mesaj Sayısı : 1997
Yaş : 18
Nerden : Hogwarts
Kayıt tarihi : 02/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Rep Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Paz Mart 31, 2013 5:20 pm

"Sana bir soru sormuştum." dedim uzandığım yatağımda bacağımı nedensiz bir şekilde sallayarak.
"Nasıl gidiyor?" beni duymazdan geldi.
"Aslında iyi değil."
"Hmm peki neden?" O sırada odamın kapısı tıklatıldı ve annem içeriye girdi.
"Canım James geldi. Aşağıda seni bekliyor." odamdan çıkmasını bekledim ama çıkmadı. Sadece soran gözlerle telefonuma bakıyordu. Harry'ye cevap vermeden kapadım ve telefonu çalışma masamın üzerine bıraktım.

Aşağıda keyifler yerinde gibiydi. Teyzem ve kuzenlerim buradaydı. James muhabbetten uzak, krem rengi koltuklarımızın köşesine oturmuştu. Eli ensesindeydi, yüzünde tuhaf bir ifade vardı.
"Merhaba." dedim sohbet edenlere kısaca. Onlar da benimle selamlaştılar ve Ben'in yanına kurulup bacaklarımı yukarı çektim.
"Nasılsın dostum?"
"İyi. Ya sen?" İngilizlerden nefret ediyordum. Onların aksanlarından. Ve benim Florida'nın göbeğinde yaşayıp seneler önce buraya taşınan kuzenimin Amerikanlığı kalmamış gibiydi. Ten rengi açılmıştı ve ergenlik dönemindeki yumuşak yüz hatları daha da belirginleşmişti. Elmacık kemikleri ve göz çukurları oldukça keskindi. En önemlisi de tıpkı buranın yerlileri gibi kaba ama bir o kadar da yuvarlak aksana sahipti.
"Fena değil." Bir süre aramızda sessizlik oldu. Sanırım dört beş dakika kadar. O hiç konuşmadı. Ben de kafamı kurcalayan mesele yüzünden koyu kahve parkelere dalıp gittim. Normalde çok iyi anlaşırdık. James ve ben kardeş gibiydik. O benim en sevdiğim kuzenimdi ve benden sadece bir yaş küçüktü. Biz konuşmadan duramazdık. Boş durduğumda o hep bir şeyler gevelerdi.
"Sorun ne?" diye sordum ona bakarak. Yüzünden neler hissettiğini anlamaya çalışıyordum. Zorlamama gerek kalmayacaktı, bana anlatırdı.
"Ben'i tanıyor musun? Arkadaşım."
"Önemli değil." diye teşvik ettim.
"Dayak yedi." kaşlarının ortasında minik bir çizgi vardı şimdi. Bir şeyleri hatırlamak istiyor gibi. James görmeyeli gerçekten yakışıklı bir çocuk olmuştu. Bir kız arkadaşı olup olmadığını sormayı kafama yazdım. "Şimdi hastahanede. Burnu kırık ve yaraları var. Ayrıca kaçarken tümseğin üzerine zıplayıp ayak bileğini çıkartmış"
"Üzüldüm." Aklıma gelen ilk şey sakarlığımdı. Sakar biri olduğumu herkes bilirdi. Bazen düz yolda bile tökezlerdim ben. Çukura basmak daha kötüydü "Kim yapmış peki?"
"Asıl sorun da orada." dedi James kaşlarının arasındaki çizgiyi sonunda yok etmeyi başararak. Çizgi ona yakışmıyordu. "Bilmiyor. Karanlıkta yüzünü görmemiş."
"Hadi canım sesinden tanımış olmalı. Kim tanımadığı birini öylece dövsün ki?"
"Manyaklar." kıkırdayarak cevap verdi. Gülümsemek istemesem de dudaklarımın kenarı yukarı kıvrıldı.
"Aklınızda biri var mı?" diye sordum meraklı bir şekilde.
"Var. Aslında bu karışık. Civarlarda fazla zorba var ama Ben onlara hiç takılmazdı. Anlarsın o çok zararsızdı ve hayatında ilk kez gittiği bar çıkışı dayak yedi."
"İnsanın gururunu kırıyor olmalı."
"Roby daha kötü çetelerin olduğunu düşünüyor." İyi bir kahkaha attım. Annemler bizi takmadı. Diğer küçük kız kuzenime saçlarının ne kadar uzadığı hakkında bir şeyler diyordu.
"Çete mi?" dedim tekrarlayarak. Gülmeme engel olamıyordum. Boğazımdan tuhaf sesler geliyordu. "Çok yakında 2013'e gireceğiz ve burası Londra James. Ne çetesi?" doğru kelimeyi arıyordum. "Bu çok.. çocukça" dedim kafamı iki yana sallayarak.
"Londra'nın küçük bir kasabasında yaşadığımızı unutma Sav. Film görmek istediğimizde bile Lostin'e gidiyoruz biz." Dediği doğruydu. İnsanların sakin ve pek gösterişli hayatı yoktu burada. Televizyon ve bilgisayar yetiyordu. Alışveriş merkezi için yine Lostin'e gitmek zorunda kalıyorduk.
"Sonuç olarak?"
"Bilirsin, tuhaf gördüğün kişilerden uzak dur. Kimsenin zarar görmesini istemeyiz."

Birkaç saat sonra teyzem ayaklandı. Macy, -küçük kuzenim- James'in kucağın atladı. Onu yolda hep abisi taşırdı çünkü. Yürümek istemediğinde yani.
"Burada kalsana." dedim ben da ayağa kalkıp onlarla kapıya doğru yürürken. "Film falan izleriz." Macy James'in boynuna kollarını dolayıp başını omzuna yerleştirdi. Minicik bir kızdı.
"İsterdim ama ödev yapmam gerekiyor. Ben hala lise öğrencisiyim." diye dalga geçti.
"Seni tembel. Neden akşam bir yere çıkmadan önce ödevlerini bitirmiyorsun?" gülüştük.
"İyi geceler!"
"İyi geceler teyze!"
ve gittiler.

Gece uyumadan önce ellerimi başımın altına aldım ve koyu yeşil tavanıma bakıp düşündüm. Hava her zamanki gibi kasvetliydi. Dışarıdaki yağmurun sesi son derece rahatsız ediciydi. Sonra aklımda okuduğum kitabın sayfaları belirdi. Daha önce okuduğum bir kitap.
Amerika'nın sıcak yerlerinden Forks'a uçuyordu ve orada nefret ettiği soğuk bir hayat çektiğini düşünüyordu. Kendi kendime güldüm. Umarım hayatım Bella Swan'ın hayatına falan dönmezdi. Filmdeki gibi koyu mor çiçek desenli bir yorganım, tepemde evin çatısı olduğu için eğik bir tavan, koyu fıstık yeşili duvarlar, onunki gibi ince ve çok geniş olmayan bir oda, evimin bahçesinin hemen ardında olmasa da bir sokak ötede uçsuz bucaksız yemyeşil orman. Tek farkımız kişilik özelliklerimizdi herhalde. Ben kendimi akıllı bulmuyorum. Bir de ten rengi var. Ben aşırı buğdayım. Fazla bronz ve tıpkı James gibi burada beyazlayacağım.
Hemen yorgan kılıfımı değiştirmeli, odaya renk getirecek bir şeyler almalıydım. Ve soğuktan nefret etmeyi de kesmeliydim. Ama bu zor gibiydi. Florida'da iyi eğleniyordum. Yani tam anlamıyla umursamaz bir genç kızdım. Universite mi yoksa burası mı beni bu hale getirdi karar veremiyordum. Eh, seksi vampir bir sevgili fena olmazdı aslında. Fakat benim ilgilendiğim şeyler sapık olduğunu düşündüğüm bir çocuk, dövülen öğrenciler ve lanet soğuktu. "Şanslısın kızım soğuk hava ve orman kısmını hallettin, tek gereken bir vampir ve kurt bulmak." içimdeki sese gülüp uykuya dalmaya çalıştım.

--

Sabah olmasına rağmen tamamen loş görünen mutfakta öylece dalıp gitmiştim. Ellerim masayı tutmuştu, koyu kahve yüzeye bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Babamın aniden masanın üzerine koyduğu şıtırtılı poşetler beni ürküttü. İçeri girmek için kapıyı açıp anahtarı bir kenara fırlatışını bile duymamıştım.
"Hafta sonu için planların neler?"
"İnternetten bazı videolu dersler almam gerek." lanet üniversite.
"Ders çalışacaksın yani?" dedi şaşırmış gibi yüzüme bakarak.
"Bir de Lostin'e gideceğim. Dönem sonu geliyor, dersleri geçtiğime dair belge almam gerek. Akademi bu konuda çok titiz."
"Biz de kamp yaparız diye düşünmüştük." başımı olumsuz anlamda iki yana salladım.
"Gelemem."
"Ormanın iyi olduğunu söylüyorlar." Cevap vermedim hayır dediğimde bir şey yapmadığımı biliyordu çünkü.
"Neden annemle Londra'ya gitmiyorsunuz?" diye önerdim ona. Çıkar için söylemiyordum. "En son ne zaman baş başa vakit geçirdiniz?" biraz düşündü. Cazip bir fikir gibi görünüyordu. "Ormanda yürüyüşe çıkmayı ben de istiyorum. Sonraya erteleyebilirsiniz."
"Hala gelmek istemediğinden emin misin?" diye sordu bir elini kaldırıp.
"Evet baba, eminim."

Parmaklarım çalışma masamın üzerinde ritmik bir şekilde ses çıkarıyordu.
Bir-iki-üç-dört.
Bir-iki-üç-dört.
Burnumdan derin bir nefes üfleyerek ekrana bakmayı sürdürdüm. Videonun yüklendiğini gösteren lanet yuvarlak şey yaklaşık on dakikadır tam ortada dönmeye devam ediyordu. İş çoktan sinir bozucu bir hal almıştı ve daha fazla dayanamayıp leptopun kapağını sinirle çarptım. Aşağı indiğimde bizimkiler ortalıkta görünmüyordu. Koltuğun üzerinde de akşam on gibi geleceklerini belirten bir not vardı. Çalışmamı bölmek istememişlerdi sanırım. Televizyonun karşısına kurulup iyi bir belgesel kanalı açtım fakat bu beni bir saatten daha fazla oyalamadı. Sıkıntıyla etrafıma bakındım. Alexa pazar günü rahatsız edilmek istemezdi herhalde. Ona da gidemezdim. Tek seçeneğim Lostin'di yukarı çıkıp üstümü giyindim ve nefret ettiğim kalın ceketimi üzerime geçirdim. Saçarım için yapabileceğim bir şey yoktu. Burası nemli bir yer olduğu için düzleştirdiğim anda elektriklenip ardından iri dalgalı halini alıyordu ve ben de pes edip bir haftadır düzleştiricimle ayrıldım. Düz saç benim için ayrılmaz bir parça gibiydi. Belime kadar uzanan saçlarım o olmadan sadece sırtımın ortasında bitiyordu. Buradan. Nefret. Ediyorum.

Akademide oldukça tuhaf şeyler oldu. Yani o kırmızı demir kapıdan içeriye girmek istemeyeceğim şeyler. Aslında kendimi telaşa mı veriyordum bilmiyorum ama bu telaş tamamen gereksizdi. Hatta sevinebileceğim bir şey olmuş diyebilirdim.

Büyük klimaların son ayarına getirildiği sıcacık binaya girdiğimde rahat bir nefes aldım. Şurada sandalyelerin birinde uyumak iyi bile olabilirdi. Danışma bürosunda duran kadına yaklaştığımda telefon konuşmasına misafir oldum.
"Aynen öyle. Nasıl korktuk anlatamam. Londra'da kaybolmam bir yana serseri çocuğun biriyle karşılaştık." sanki dün geceden beri beklediğim kelime buymuş gibi beni aniden tetikledi ve sırtıma astığım çantayı açıp içinde bir şeyler arıyormuş gibi yaptım. "Kendimizi ana caddeden bir anda arka sokakların birinde bulduk. Çok acayip bir çocuk vardı. İri vücutlu, yeşil-siyah gözlü, kıvırcık saçlı ve dayak iyi bir yemiş gibiydi." nefesim neden kesildi onu bile anlamadım ama korkmuştum. "Evet yeşil-siyah dedim. Biri yeşil diğeri siyahtı. Üstünde kanlar vardı ve nasıl kaçtığımızı görmeliydin. Aly'nin bacakları kıçına değdi. Çocuk inanılmaz bir şekilde nefes alıyor ve hırlıyordu." işte şimdi rahatlamıştım. Eğer gördüğü Harry'se dayak yemişti. Onu kim hakladıysa mutluydum. Ama bir dakika, buradaki çoğu genç kadın Harry'ye sarkıyorsa onu nasıl tanımamıştı? Kız en fazla 27 falandı. "Ah evet yeni işimde iyiyim ama bu kasaba bana hiç iyi gelmedi." ve sorum cevaplanmış oldu. Beklemeden çantamı kapatıp büroya yöneldim. Biri mesai saatlerinde çalışmamalıydı.
"İyi günler." kadın telefonu kapattı.

Evimle kasabanın arasında kısa bir asfalt yol vardı. İki tarafı ormanla kaptı. Kadının anlattıklarına göre aklımda bir suret canlandırıyordum ve karşıma hep Harry Styles çıkıyordu. Ama yeşil-siyah göz de neyin nesiydi? Eve iyice yaklaştığımda takip edildiğimi fark ettim. Kesinlikle biri beni takip ediyordu. Arkamı döndüğümde gözlerimin yakalayamadığı bir siluet fırlayıp gitti ve esintisi saçlarımı oynattı. Kalbim çenemin altındaymış gibi çırpınmaya başladı.
"Kim var orada?" böyle durumlarda babam kendimi korumam gerektiğini falan söylerdi. Sesim hiç kendinden emin çıkmamıştı. Titredi ve son hecede patladı. Cevap alamadım. Zaten takip edildiğime dair tuhaf his kaybolmuştu. Hissetiğim tehlike saçlarım sallandığı anda beni terk etmişti. Adımlarımı ıslak yolda hızlandırdım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hazel
Yönetici
Yönetici
avatar

İsim : Bensu
Mesaj Sayısı : 4683
Yaş : 18
Nerden : Holmes Chapel
Kayıt tarihi : 14/05/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
4000/5000  (4000/5000)
Rep Seviyesi:
3000/5000  (3000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Paz Mart 31, 2013 5:56 pm

Naber laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Öyle ya da böyle cubu cubu dapdap
Aksanını yerim lo,
Devam vururum :silah:


Hey Angel,
tell me do you ever try to come
to the other side?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
eowyn.
Moderatör
Moderatör
avatar

İsim : Duygu
Mesaj Sayısı : 2989
Yaş : 20
Nerden : Seoul
Kayıt tarihi : 10/02/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
2050/5000  (2050/5000)
Rep Seviyesi:
2500/5000  (2500/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Cuma Nis. 05, 2013 2:03 pm

SENİN HİKAYENİ ISIRIRIM
SENİ ISIRIRIM
ABİ OHA HERİ YA
AYAYAYAYAA
DEVAM ET BEBEK YEA


baby don't cry, 제발 망설이지는 말아 줘


ma bois:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chelsea
Yazar
Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 4623
Nerden : Detroit
Kayıt tarihi : 03/05/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
0/0  (0/0)
Rep Seviyesi:
125/5000  (125/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Paz Nis. 07, 2013 11:49 am

Oha olm, gittikçe güzelleşiyo! Yazış stilin >> Devam aşkısım!


hi, beautiful smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mathersismylife.tumblr.com/
Auburn
Çevirmen
Çevirmen
avatar

İsim : Damla
Mesaj Sayısı : 1997
Yaş : 18
Nerden : Hogwarts
Kayıt tarihi : 02/04/12
Kadın

Kişisel Sayfa
Kullanıcı Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Rep Seviyesi:
1000/5000  (1000/5000)
Uyarı Seviyesi: 0
MesajKonu: Geri: Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN   Salı Haz. 18, 2013 7:06 pm

ARŞİV LÜTFEN İLGİLENEN DOSTLARIM :)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Öyle ya da Böyle! 3. Bölüm ARŞİV LÜTFEN
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Devamı Gelmeyen Hikayeler-
Buraya geçin: